Aksaray Yöresel Kültürel Kamusal Kurumsal Paylaşım sitesi Aksarayın en iyi Sitesi
Üyelik Giriş Yap | Üye Ol | Şifrem Neydi | Canlı Destek Facebook
Kategoriler
Son Yorumlar
                      Ençok Okunanlar
                      Son 3 ay içinde okunanlar!
                      İstatistikler
                      Üst Kategori 1
                      Yazarlar 7
                      Toplam Yazı 49
                      Toplam Yorum 10
                      Toplam Gösterim 90720
                      Yaşama Sevinci
                      Okuma : 1410
                      Yazan : fatih kurtbey kocapinar
                      Tarih : 23.09.2011 15:12:36
                      Kategori : Bagimsiz Kose yazilari
                      Önceki Sonraki
                      Yaşama Sevinci




                      Akşamüstü iki yoksul aileye kısa misafirlikler yaptık. İlk aile ortanca bebeklerinin hastalanması sırasında yardımımız olduğu için, yeni doğan üçüncü bebeklerinin adını koymak üzere bizi bekliyordu. Bunun kıvanç verici bir yanı var, bir bebeğe ad vermek kadar onur verici, zor bir görev olmasa dünyada. Bundan sonra siz ona ne derseniz o öyle çağrılacak, adı gibi olacak: anneyle baba tamamen bize bırakmışlardı, siz nasıl isterseniz öyle olsun diyorlardı, sadece anne Kur'andan bir şey olsa dedi, babaanneyse yeni bir şey olsun, bizim ailede olmayan bir isim olsun diyordu keyifle. Sanki bizim gibi bir hayat yaşamasın, talihi bizden başka olsun, yolu açık olsun der gibi. Evin neşeli, dört beş yaşlarındaki kızı Yasin diye bağrışırken, Emel Hanımın önerdiği Enes büyüklerce sevildi ve bebeğin adı, kulağına Kur'an okunup adı söylenerek konuldu. Bana sanki babaanne biraz hayal kırıklığına uğramış, Tanju, Okan falan gibi daha bir fiyakalı ad istiyormuş gibi geldi, ama sonuçta herkesin keyfi yerindeydi.

                      Asıl olarak yoksulluktan bahsetmeli tabi: bir yandan bakılınca tipik bir köy evi gibi tek odası ısıtılan bir evdeydik, diğer yandan bakınca marketlerin bile kimse olmasa da ısıtıldığı şehirde ancak tek odası ısıtılan bir evdeydik. Kaloriferler evlerimizi cehennem gibi ısıtıyor olabilir, ama eski bir masalda olduğu gibi, o evdeki mutluluk bizde yoktur kanımca. Orayı mutluluk, sevinç ısıtıyordu: bir kız evin ortasında zıplıyor, ikincisi ağır hastalıktan yeni kurtulmuş insanın içini eriten bakışlarla gülümsüyor, üçüncüsü yatakta ağlanıyor, hepsi de yaşama sevinci içinde. Anne hırsla canlı canlı anlatıyor yapıp ettiklerini, orta sınıf kadınlarına has rahat, uyuşmuş vurgularla yüklü sözcükler yok ağzında, bebeğin altına bez dediğinde markasını, sınıfsal bir seçimi falan değil dosdoğru bebek bezini kastediyor, yaşaması gereken bir bebek var ve ona bez lazım, o kadar. Sonra baba iş aradığından bahsediyor, ama ona küçük geçici işler önerdiğimizde sağlam bir tavırla sigortalı, sürekli bir iş lazım olduğundan bahsediyor; bu da doğru, insana lazım olan şey bu, ne olacağı belirsiz bir hayat bu üç çocuğa, aileye göre değil  kimseye göre değil. Babaanne de atılıp hemen bizim sigortalı olup olmadığımızı soruyor. Kısacası yaşamakta kararlı, yokluğa inat çabalayan yaşama sevincine sahip insanlar arasındayız. Yoksulluk yok kanımca burada, yokluk belki, özgüven var.

                      Sonra çıkıp başka bir eve gidiyoruz. Ahşap bir evin bahçe katı, kapıyı ufarak bir kız çocuğu aralıyor, annem yok diyor, su getirmeye gitti, su yok mu evde, yok, çeşmeden getiriyorlar. Binaya vaktiyle su tesisatı yapılmamış ve suyu bidonlarla taşıyıp kullanıyorlar. Gözlüklü, esmer kız ve bir erkek çocukla birlikte kapıda annenin gelmesini bekliyoruz. Geldiğinde bu anne değil, erken çökmüş bir kadın, bir haminne. İçeri alıyor bizi. Bezle dolu bir yerden geçip tek odaya giriyoruz, sönük sönük yanan bir soba, içinde bez yakıyorlarmış, iki koltuk, oturuyoruz, kimbilir ne zamandır dul olan kadın hikayesini anlatıyor. Bir oğlunu kaybetmiş, biri bir şey olmuş, biri askerden dönmüş, buradakilerden biri torun mu ne, Siirtli ben dilini anlamakta zorlanıyorum, Aliyle konuşuyorlar. Bir ara küçük kız evdeki sıçandan bahsediyor, çantasını yemiş, çıkarıp gösteriyor, gerçekten çantanın bir parçası yok, gece bu çocukları ısırmayacağı ne malum. Sonra bir çocuk daha dalıyor içeri, ayağı çıplak, niye çıplak diye sorunca, abdest almıştım ondan diyor, çocukların olduğu her yerde, anlaşılan yaşama sevinci, hayret, mutluluk var; en berbat yoksulluğun yaşandığı bu evde, insanı yine de üzmeyen, umutsuzluğa bırakmayan şey bu: çocuk.

                      Esmer kız belli ki okuyacak daha, inat edebildiğince, çabalayıp duracak. Elindeki kaplanmış ders defteriyle ne etkileyici görünüyor ufak oğlan. Bu insanlara sürekli ilgi geldiğinde, unutulmadıklarında ne büyük işler yapabilirler, çünkü yaşamdan züppece, savurgan beklentileri yok; bir küçük televizyon var orada, açık değil, o saatte ya elektrik harcanmaz, ya sürekli açık durması gerekli değil  ve bizim, durumu iyi olanlarımızın kullandığı budala aygıtından ne başka şey o, onlara sıkıntılarını unutturan gerçek bir ihtiyaç. Bir de su olsa. Tabi arkadaki gerçek kabus gibi: bu kadın ölürse, aniden bir beklenmedik hastalıkla ölürse, ki bu zorlu hayat içinde bu hiç şaşırtıcı olmaz, bu çocuklar ne olacak? Bir düşünmek lazım, bu kadın bir hastalandı mı, dediğim gibi öldü mü şu çocukların nasıl başına üşüşüp ağlaşacaklarını, korkuya kapılacaklarını; yaşamadan bilinmeyecek bir şey bu. Bu arada kadın bize çocuklardan birinin hasta olduğunu anlatıyor.

                      Yorumlar 0
                      Copyright
                      Bugün : 0 - 0 - 0 | Dün : 0 - 0 - 0 | Toplam : 179 - 1126 - 1305 | Üyeler : 0 - 2341 | Online : 0 - 1
                      Onlineler :
                      Neler Yaptık | Hakkımızda | İletişim | SiteMaps | Rss
                      2oo6-2o14 © Copyright Aksaray 68
                      Yazılım Tasarım
                      Aksaray 68

                      AKSARAY.TC - Bizimsite - Aksaray Bilisim - Ihlara - Aksaray Haberler- AxarayFm - siteni ekle
                      YASAL UYARI
                      Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan .yer sağlayıcı. olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz .uyar ve kaldır. prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, info@Aksaray.tc mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır.

                      Ping your blog, website, or RSS feed for Free
                       

                      Hızlı Sohbet